“(Halk)
kendisine dürüst davranılmadığı
için dürüst olmaktan çıktı ve güzel
işlerle sonuçlanmayan güzel sözler
dinleye dinleye güvenini yitirdi.”
LAO, TZEU-17, M.Ö.600.yıl.
Aha şurada
şuramda
göğsümün üstünde
eski türkülere inat
eski özgürlüklere inat
duruyor gün yirmi dört saat
demir kelepçelerle
kuşatılmış sevinçlerim.
Aha şurada
şuramda
kara saçlarımın altında
yıllarca bugüne büyüttüğüm
büyütmek için
tarlalarımı her gün sürdüğüm
beynimin ince zarları içinde
dimdik ayakta duruyor
demir kelepçelerle
örülü
düşüncelerim.
Koşuyordum,
öğrenmiştim koşmayı
dünlerden
bugünden yarına taşıyordum
sevinçleri
ayaklarımın ince parmakları
üzerinde
aha... bu yollardan
geçiyordum
imbikten süzülürcesine
geçiyordum
takılı kaldı ansızın bir
dönemeçte
yarına gebe parmaklarım
Aha . . . oradaki
sendin kırmızı bir mumla
mühürleyen kapımı
bilinçaltına itilmiş
düşlerle
arada bir aydınlanan
gözlerinden itiyordun ışığı
tedirgince örüyordun
zincirini karanlığın
Aha sen . . .
hadi kalk oradan
zamanın kızgın demiriyle
oynama
ben ki spartaküs’le
başladığım yolculuğumda
çoğala çoğala gelmişim
gürül gürül gelmişim
kurbanlar vere vere
büyütmüşüm yatağımı
bir umut gibi
bir ışık gibi
nice milyonların kapısından
girmişim
kalk oradan,
zaman çiçeğini avuçlamışım
binlerce yol olmuşum
yarınlara
T. Ayhan ÇIKIN
/1983/
Fotoğraf : Başak Hülya Ekmekçi; Zaman/sız Vişne Çiçeği;
Eylül 2014




