3 Kasım 2014 Pazartesi

“ZAMAN ÇİÇEĞİ”




“ZAMAN ÇİÇEĞİ”[1]
                                                            Yüksel SEZEN
T. Ayhan ÇIKIN yöremizin değerli kır ozanıdır.
Ancak bu nasıl bir çıkındır ki bohçasında şiirden geçilmiyor. Şiirlerinden daha çok sevgiyi özümsemiş birey sevdalısıdır. Doğa sevgisi de yüksektir.
İlk şiir yapıtının isim babası Şadan Gökovalı’dır. Son kullanma tarihi geçmeden bir saptama yapmış, “Zaman Çiçeği” demiştir. Şiirsel tohumları 1970’den önce atılan T.Ayhan ÇIKIN’ın şiirleri Şadan Gökovalı’nın Ege Ekspres, Atilla İlhan’ın Demokrat İzmir Gazetesinde sırasınca Ferayi, Beşkaza, Devrim, İlkadım, Menteşe’de şiirlerini hep gördük. Kıvanç duyduk. Şiirlerini okudukça mest olduk. İşte size bir porsiyon “Zaman Çiçeği” :
               “Aha şurada, şuramda
               Göğsümün üstünde
               Eski türkülere inat
               Duruyor gün yirmidört saat
               Demir kelepçelerle
Kuşatılmış sevinçlerim”
T.Ayhan ÇIKIN, Bencik Dağları’na yaslanan Muğla Yatağan’nın Cazkırlar köyünden. Hep söyler; asla inanmayın çobanlık yaptığına. Köylü olduğuna bakmayın siz. Modern görüşleri olan bunu şiirlerine yansıtan Çıkın, “Çoban” şiiri belki dediklerimin kanıtı olabilir. Ancak ısrarla değinmekten çekinmez :
               “Asmalı bu oğlağı
               Kınalı kekliklerini uçurdu avcıların
               Kim gönderdi bu yabancıyı
               Asmalı bu oğlağı asmalı”
…diyen Çıkın’ın şiirlerini okudukça keyifleneceksiniz.
Her yıl 24 Ocak’ta anılan Uğur Mumcu hayranlığını görüyoruz T. Ayhan Çıkın’da :
               “Zeytin dalının ucundaki güzel adam
               Karanlığın kapısındaki yarasalar
               Seni namlunun ucuyla değil
               Hain bir pusuda vurdular”
..diyor  Çıkın.
T. Ayhan ÇIKIN gösterişe meraklı bir şair değildir. 1972’de Milas Menteşe Gazetesi’nin ödüllü “Neyzen Tevfik” şiir yazma yarışmasında ikinci olmuş. “Zaman Çiçeği” kitabına yansıtmamış bunu. Muğla’da Yükselecek Demirel ise üçüncü olmuştur. Yarışmanın birincisi Ankara’dan İsmail Hakkı Kaytanlı’dır.
T. Ayhan ÇIKIN “Kalp Nakli” ameliyatı sonrası Cem Canbay’ın kalbiyle yaşıyor. Geçmiş olsun ziyaretinde bulunmak için Bornova’daki evine gittik. Çok memnun kaldı ve daha sonra ayrıldık.
Uzun ömürler diliyoruz kendisine….
…..
“Zaman Çiçeği” betiği şiir dolu. Okudukça keyif alacaksınız.
En güzeli Çıkın’ın bohçası şiirlerle dolu. “Zaman Çiçeği”nden sonra “Ortak Kalpler Türküsü” kitabını yayınladı. “Başka Yürek” adlı şiir kitabı da  yayına hazır durumda.
Yüksel Sezen, İzmir



[1] Yüksel SEZEN, Zaman Çiçeği, Devrim Gazetesi Sanat Sayfası, Yöneten : Yükselecek Demirel, Yıl : 2, Sayı : 48, 28 Mart 2011, Muğla (İlkadım Gazetesinden alıntıdır)

2 Kasım 2014 Pazar

BİR ÜNİVERSİTE ANADOLU



Tanrı Hades doğradı tüm umutlarımı
Işığı gördüm bilimin kuytusunda
Çırılçıplaktı kaybettiğim çocuk
Yaşlı bir ormanın kucağında.
*

Sevgi duvarlarına vurdum başımı
Vapur düdüklerinde salkımlanan güneşte
Göçebe yurttaşlarımı uğurladım
Ellerinde bavulları, sepetleri, denkleri
Bir boyun büküştür anılar şimdi
Ağlayan bebeklerini ülkemin
Kirli bir limanın rıhtımına bağladım.
*

Tohum unutmuşsa yeşermeyi
Yağmıyorsa dostluk yağmurları gözlerimizde
Bir ölüm sessizliği dolaşıyorsa ellerimizde
Bırak orada yalnızlığı
Çiçeklendirelim sevgiyi
Sarmaşık güllerinde.
*

Bana ufkunda karanfiller açan
Bir yer gerekli
İnsanları yıldızları avuçlayan
Oyun bahçeleri çocuklarla dolu
Çiğdem çiçeklerinde ören sevgiyi
Bir üniversite Anadolu.


T. Ayhan ÇIKIN
/1982/

6 Eylül 2014 Cumartesi

ZAMAN ÇİÇEĞİ



“(Halk) kendisine dürüst davranılmadığı
  için dürüst olmaktan çıktı ve güzel
  işlerle sonuçlanmayan güzel sözler
  dinleye dinleye güvenini yitirdi.”
                                                               LAO, TZEU-17, M.Ö.600.yıl.



Aha şurada
şuramda
göğsümün üstünde
eski türkülere inat
eski özgürlüklere inat
duruyor gün yirmi dört saat
demir kelepçelerle
kuşatılmış sevinçlerim.



Aha şurada
şuramda
kara saçlarımın altında
yıllarca bugüne büyüttüğüm
büyütmek için
tarlalarımı her gün sürdüğüm
beynimin ince zarları içinde
dimdik ayakta duruyor
demir kelepçelerle
örülü düşüncelerim.



Koşuyordum,
öğrenmiştim koşmayı dünlerden
bugünden yarına taşıyordum sevinçleri
ayaklarımın ince parmakları üzerinde
aha... bu yollardan geçiyordum
imbikten süzülürcesine geçiyordum
takılı kaldı ansızın bir dönemeçte
yarına gebe parmaklarım


Aha . . . oradaki
sendin kırmızı bir mumla mühürleyen kapımı
bilinçaltına itilmiş düşlerle
arada bir aydınlanan gözlerinden itiyordun ışığı
tedirgince örüyordun zincirini karanlığın



Aha sen . . .
hadi kalk oradan
zamanın kızgın demiriyle oynama
ben ki spartaküs’le başladığım yolculuğumda
çoğala çoğala gelmişim
gürül gürül gelmişim
kurbanlar vere vere büyütmüşüm yatağımı
bir umut gibi
bir ışık gibi
nice milyonların kapısından girmişim
kalk oradan,
zaman çiçeğini avuçlamışım
binlerce yol olmuşum yarınlara

T. Ayhan ÇIKIN

/1983/


Fotoğraf : Başak Hülya Ekmekçi; Zaman/sız Vişne Çiçeği; Eylül 2014

KOŞU



çok uzak bir ülkede
yaprakları sararmıştır ağaçların
ince bir yağmura durmuştur bulutlar
şimdi çok uzak bir ülkede
yaz yemişlerinin tadını bırakarak
dökülmüştür yollara kuşlar.


çok uzak bir ülkede
yazdan kalma son yemiş
ismini bilmediğim bir kuşun gagasındadır
yol almakta bilmediğim ülkelere gemiler kumandanım
mavi bakışlarını gözlerinin
resimlerinden sildiler.


şimdi sana çok uzak bir ülkede
bahçelerde yeşeren filizleri kopardılar
yeşeren bakışlarını kopardılar ağacımdan
/ayrıldık./


şimdi sana çok uzak bir ülkede
yırtık pabuçlarımdan
eski urbalarımdan
hastalıklı bir sonbahar yağmurunda soyunarak
en yüce düşlerini giymeğe hazırlandım
şimdi sana çok uzak bir ülkede
koştum hep yarınlara
önüme en büyük engellerini çıkardılar düzenin
/yılmadım/


şimdi sana uzak bir ülkede kumandanım
ücra bir köşesinde ülkenin
bulunan bir heykelinin altında
özgürlüğe
kurtuluşa dair söylediklerini
kutsal bir yemin gibi/ezberledim tek tek/
şimdi sana çok uzak bir ülkede
herkes seni ağıtlarken kumandanım
hastalıklı bir sonbahar yağmuru altında
yüce bir koşuya çıkıyorum.


T. Ayhan ÇIKIN
/1980/

KALK SABAHA KARŞI








. . . . . . .  . . . . . . . . . . . . .  . . . . .

eski bir şarkıda bıraktık seslerimizi
eski bir anıda
işte tomurcukları
işte çiçekleri ağacın
en güzel umutları yeşertti yağmur
en güzelini sevgimizin.


sakın uyanma
sakın uyanma sabaha
geceler yıldız dolu bak.


kalk sabaha karşı
/kuş cıvıltılarını al avuçlarına/
dinle nefes alışını doğanın
sanki geçmişten gelen bir türküdür bu
ağaçlarda tomurcuklanan yaprak
ve çiçeklerin döllenişindeki
o görkemli sessizlik.


birden yırtılır karanlık
/bir çiçeğin dişiliğinde/
geleceğe uyanarak.



çırp kanatlarını kuş
en mavisi senindir gökyüzünün
tarlada
  bağda
   bahçede
seninledir yaratan el-emek
seni büyütüyorlar yarına
saksıda bir çiçek gibi
/fabrikalarda./


uyan bak sabaha
seni büyütüyorlar
seni büyütüyorlar bebeğim
nice devrimlere
döllenen çiçeğim


T. Ayhan ÇIKIN

/1983/




YÜRÜYÜŞ



akşamdan hazırla azığını
en güzel yolculuğu başlıyor umutların
bir dilim ekmeği özgürce yiyebilmek için
özgürce yazabilmek
özgürce konuşabilmek için
akşamdan hazırla azığını
en yüce kavgayı verebilmek için
denize açıldı teknelerimiz.



sabahı da düşüneceksin çocuğum
sabaha da acıkır karınlar
tok olmalı savaş için
güçlü olmalı ellerimiz
ekmeğe uzanmak için.



bir çiçek ağacıdır tutkular
“en güzel günler için savaşa döllenen”
ince yağmur bulutlarını
bir at gibi koşturan rüzgarla
açıldı kan kusan denizlere
barış kanatlı yelkenler
dudakları ekmek türkülü balıkçılarla.



yarını da düşüneceksin çocuğum
yarına da acıkır karınlar
tok olmalı barış için
güçlü olmalı ayaklarımız
barışa koşmak için.



akşamdan hazırla azığını
gün doğana dek yürüyeceksin
uzakta beyaz kanatlı yelkenlerini göreceksin denizin
beyaz kanatlı martılar uçacak rüzgarda
kutsal bir emirdir bu
gün doğana dek yürünecektir
belki yorulacaksın belki ayakların patlayacak
dikenlidir pıtraklıdır
işlenmeyen tarla
işleyeceğiz yarına.



seneyi de düşüneceksin çocuğum
çocuklarını yarının insanlarını
düşün ki insanlarla yaşanır bu dünya
en yüce ve en kutsal yaratıktır insan
yarını da düşüneceksin çocuğum
savaşsız, kinsiz insanların doğuşunu
muştulamak için bugünden
azığını akşamdan hazırla çocuğum
karınlarımız tok olarak çıkmalıyız yarışa
savaşlarla savaşarak varacağız barışa.

T. Ayhan ÇIKIN

/1972/

YAĞMUR SIKINTISI





bir rüzgârın kanadında
çözül bulut çözül
arıkuşlarının gagasında güneş
kuzular baharı bir çay kenarında
dukkuklar öter balözlü çamlarda
aşar yağmur sıkıntılı bulutlar
bir kerkenez kanadında dağları.


camlaşır üzüm salkımlarında güneş
ince bir nehir gibi kanar
çobanaldatan kuşunun
kanatlarına takılı kalan
yağmur sıkıntılı bulutlar.


atla yuvadan kuş
atla daldan güneş
atla dere boylarında ağaçlara
yağmur sıkıntılı bulutlardan/yeşil


silah omuzda
bekle asker
salkım dalda
bekle asma
tohuma daha zaman var
bekle çiçek



aç güneş
sal oklarını ağacıma
yağ bulut
sal yağmurlarını ağacıma
başla bahar
yeşil bir umutla gel
tomurcuklarıma.


uçar arı
uçar böcek
kanatlarında döl çiçekleri
gelecek/rüzgarda ince bir yoldur
uzar boyutları çiçeğimin tohuma.


yağ yağmur
/yağamıyorum/
sev çiçek
/sevemiyorum/
çatla toprağımda tohum
çatla umutlarımda
aç tomurcuğunu geleceğe
yağmur sıkıntısı var
bulutlarımda.


T. Ayhan ÇIKIN

/1973/

20 Temmuz 2014 Pazar

ÇOBAN




bir yaz akşamında
çatalçam’dan/menteşelerin/
ondördünde bir güzel yükselir
izler güneşin
iğne uçlu yapraklarda
bıraktığı şarkıları.
orda ne kızaran bir nehirdir akşam
ne de incecik ses veren bir sazdır
sarnıç sularında oynaşan yıldızlar.
çatalçam’dan/menteşelerin/
ondördünde bir güzel gelir
oturur sularına sarnıcımın.

*
eylül mü bilmem /tütünler bitince tarlalarda/
hangi uysal bir rüzgârla sevişir keçiler?
okşar çiğ dolu yapraklarını ince uzun yeli sabahların
oğlaklamaya daha vakit var
deli sevişmelerle dolu günler.

*
mart sabahlarında tedirginleşir/yaylımında sürüler/
mavi bir tüldür gökçiçekler mayısta
nerede yere basan çarıklarımın son derisi?
ayaklarım sevişir kuru ve dikenli toprakla
veeeyy!..keçilerim veheeeyyy!..hahhh!.hahh!..

*
ah!..yarına yakmalıyım lambalarını gözlerimin
nerede çadır güllerim/boyutlarını ölçmüşlerdi/
/bilmem hangi okulda araştırmalar yapıyorlarmış/
gün bitti/nerde çadır güllerim/
çiçeklenmedi bahar daha
çiçeklenmedi basma entarisi karımın.

*
dokudum çadırımı yazdan
/bilmem ne der keçilerim/
kaçmadı daha
kaçmadı ayazlanmamış dağlara.

*
asmalı bu oğlağı
kınalı kekliğini uçurdu avcıların
kim gönderdi bu yabancıyı
kim gönderdi dağlarıma
ASMALI BU OĞLAĞI ASMALI.

T. Ayhan ÇIKIN


/1970/

10 Temmuz 2014 Perşembe

ELLERİM




Bu gece
/deli bir kısrak gibi
oynuyorsun içimde
gözlerime takılmış
yemyeşil bir özgürlük denizine
koşuyorsun dolu dizgin
bir fırtınanın ardından
yağmurların yıkadığı bir güneş gibi
doluyorsun içime
/ellerim/
kocaman bir kürek gibi
en büyük incidir
midye kabuğunda
/ellerim/
destanını yazmak isterim
senin/
           *

Ellerim
/elmayı
arpayı
inciri
üzümü/
ve her akşam
gün batımlarına doğru
dumanlarını kederlerimi yüklediğim
/tütünü/
üreten ellerim/.


*

Ellerim
/körüğü çekip eriten demiri
şekillendiren örslerde tüm üretimi
uzanır milyonlarca yapraklarında ağacın
ipek bir halı gibi
ören barışın güvercin kanatlarını
ve bunca savaşın kahramanı ellerim
yazmak isterim destanını senin./
*

Bu gece
/bir isyan bayrağı gibi
tutuşuyorsun içimde
yüzyıllar öncesini avuçlayan ellerim
bu gece
beynimin içinde hora tepen
körüklerdeki demir gibi
güneş yapraklarımda
morarıyor gitgide/

T. Ayhan ÇIKIN

/1971/

30 Haziran 2014 Pazartesi

BAHAR



hafiften bir yağmur yağar yapraklarıma
büyür denizlerde yarına ellerim
bir ağaç dalına yürüyen suyum baharda
çiçeklerimi en ışıklı günlerini uzattım mevsimlerin.


haydi, yürü!.. aş ırmaklarını geleceğin
kuş gagalarında asılı kalan günlerimi aydınlat
ince bir teldir şiirlerim sazımda
en güzel türkülerini söyler arılar çiçeklerin.


şırıldar gözleri sevgilimin dağ derelerinde
gül açar askerlerin matarasında sular
ince kumlar topa tutar kıyılarını denizin
çiçeklenir barış ağaçları kan sularında.


söyle bahar şarkılarını umut yeşillerinde
/geleceğe gebe tüm çiçekler sende açar/
/sende döllenir tohumu en yüce değişimlerin/
seni dinliyorum tüm çağları aşarak
söyle şarkını ey!. bahar
seni dinliyor tüm kuşakları geleceğin
/geçmişi tarihe bırakarak./

T. Ayhan ÇIKIN

/1983/

13 Haziran 2014 Cuma




ÇAĞIRIR SEVİŞMEĞE

ya da

FETHİYE’DE BİR AKŞAM




Gün sildi izlerini dallardan
sisli kanatlarını serdi gece körfeze
bitmeyen yolculukları başlar yunusların
yüzyılları kuşatan amintasların aynasında
likyalı taş ustası aftol’un keskisinden
ince bir ışık süzülür geleceğe
seslenir sevişmeğe.


Gün sildi izlerini dağlardan
denizin en uzak yerlerine
ışıktan tellerini germiş güneş
mendos’un ayak basmamış mağaralarında
torbalarında çabuk tükenen
/azıklarıyla çobanlar/
gizli bir iple uzanır sabaha
ışıldar sevişmeğe.



Uzun bir çiçektir mart göğünde güneş
bir uyanış türküsüyle çırpar
/deniz kanatlarını martılar/
emer arılar çiçekleri
/yeniden peteklenmiş kovanlarında/
türkülenir geceyle yaylalar
yeşeren yapraklarında oynaşır
/oğlaklar çalıların/
koşar sevişmeğe.


Gün sildi izlerini dallardan
seki yaylasında ormanlar
ışıktan saçlarını tarar denizin aynasında
çağları aşan bir türküdür likyalı mezarlar
çırpar çam pürçüklü saçlarını yörük kızları
çağırır sevişmeğe.

T. Ayhan ÇIKIN


/1971/

2 Haziran 2014 Pazartesi

ÖZGÜRLÜĞÜN ELLERİ




Yaşamak
nasırlaşmış avuçlarımda bir umut
yaşamak
gözlerime dolmuş
kızıl bir güneşin gölgesinde
ateşe kesmiş bir bulut
bulutta yaşamak
yaşamakta bulut
gözlerimden düşen bakışlarımdan
ha yağdı
ha yağacak
yaşamak.
*
Bir prometeyim
en büyük fırtınalara gebe
elimde meşalem güneşten
tüm tanrılara karşıyım
ve yüceyim hepsinden.
*

Aydınlık bir çağa doğru uzanmış adımlarım
parmaklarım
parmaklarım ciğerlerimde
yarınlar kimselerin değil
/hep benim/
benim çıramla aydınlanacak gelecek
bugün değilse de yarın
bütün zeüsler ölecek.
*

Bir prometeyim yirminci yüzyılda
zincire vurulmuşum
ekmeğimle, işimle
soylu bütün düşlere
/ağlayan bebeğimi/
emzirmekten sıska düşmüş eşim
toprağım ekmeğim
özgürlüğüm ellerimde
özgürlüğüm aşım.
ve beni kırılmaz zincirler gibi bağlayan
/ i ş i m/
elveda . . .

*
Yüceyim ben tüm tanrılardan
benim çıramla aydınlanacak gelecek
bugün değilse de yarın
bütün korkularıyla
zeusler ölecek.

T. Ayhan ÇIKIN
/1971/