31 Mayıs 2013 Cuma

“ZAMAN ÇİÇEĞİ” VE AYHAN ÇIKIN

Yükselecek Demirel[1]
     80’li yılların ortasıydı. Yatağan’da kamu görevimiz sırasında, odaya sempatik, orta yaşlı, yüz hatlarından gülecen ve sevecen  kimliği beliren birisi girdi… Bizi tanımış olmalı ki, “Ben Ayhan Çıkın” dedi.. İrkildik, tüylerimiz diken diken oldu.
     1965’te başladığımız gazeteciliğimiz sırasında, yönettiğimiz sanat sayfalarına şiir ve öykü gönderen bir Ayhan Çıkın vardı. Birbirimizin yüzünü görmeden imzalarımızla şiir ve duygularımızla tanışıyorduk. Yıllar yılı kovaladı, memuriyet dönemlerimizde vazgeçmediğimiz sanat çalışmalarımızda, yanı başımızda hep Ayhan Çıkın vardı. Düzenlediğimiz sanat gecelerinde, sayfalarımızda, radyo ve televizyon programlarımızda, 7 sayı çıkarabildiğimiz “DAMLA” dergimizde “İzmir” damgalı Ayhan Çıkın şiirleri yer alıyordu.
     İşte o 80’li yılların ortalarında yüz yüze geldiğimiz ve ilk kez birbirimizi şeklen gördüğümüz, dostluklarımızı pekiştiren yakınlaşmalarımız günden güne çoğaldı. 12 yıl önce kendi dalında profesör olmuş bir şiir ustası ile dostluğumuz sürüyor. Telefonlaşıyoruz, yazışıyoruz.
     Ne var ki son aldığımız haberlerde, Ayhan Çıkın’ın bir kalp rahatsızlığı nedeniyle Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi hastanesinde olduğunu öğrendik. Üzüldük. İçimiz burkuldu. Yıllar önce doğup büyüdüğü Yatağan Cazgırlar köyünün tütün akması, çile birikintisi ve bir de akademik kariyerinin verdiği yorgunluklara  bedeni yetersiz kalmıştı. Çile ve yorgunluklar Ayhan Çıkın’ı bir “kalp hastası” yapmıştı. Tam da verimli olacağı ve çok sayıda toplumsal ürünler vereceği bir dönemde.

     Ayhan Çıkın, “kalemine mukayyet” bir şairdi. Uzun yıllar yayınladığı ve yayınlamadığı şiirlerinden  seçkilerle oluşturduğu  “ZAMAN ÇİÇEĞİ” adlı kitabını ne yapıp edip gönderdi bize. Baştan sona bir solukta okuduğumuz, her dizesinde benliğimizi, ezilmişliğimizi, horlanmışlığımızı gördüğümüz  Zaman Çiçeği, solmayacak, kurumayacaktı. Böylesi kalemler ve ustalar yaşamalıydı.
     Ayhan Çıkın kendisini ve yaşamını biçimlendirirken, “1967’de Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesini tamamlayan Ayhan Çıkın, Tarım Ekonomisi dalında 1974’de bilim doktoru, 1980’de doçent ve 1988’de profesör oldu. Okul yıllarında çobanlık, tütün işçiliği yaparak eğitiminin finansmanını  karşıladı” diyor, kırsal kesimin akıllı ve yetenekli insanlarının önünde hiçbir engelin duramayacağının kanıtını da yapıyordu.
     Zaman Çiçeği, Ayhan Çıkın’ın kırk yılı aşkın gönül gözlemlerinin birikimi.. Daha ilk başlarda “Zerdalim” şiirinde,
                             “yeni bir sevda yüklenir
                              tomurcuklarına zerdalimin”
demesinde de her solukta bir yeni sevdaya koşmakta olduğunun altını çiziyor. Arkasından “Kış” şiirindeki;
                             “öfkemi dağlara salacağım
                              ulu kayalıklarda öter kartallarım
                              haykır öteye / ufuklardan öteye
                              ses ver geleceğe ey yüce ve cüce kuş
                              dağlara salacağım öfkemi
                              en sivri oklarını yayına almış güneş”
söylemleri de, kırsaldaki tütün emekçilerinin “kan-ter” içindeki yaşamlarını ve başkaldırılarını  anlatmıyor mu?
     Ayhan Çıkın’ın bizim gibi baş belası “nasır”..
                             “nasırlaşmış avuçlarımda bir umut / yaşamak/”
dizeleriyle ekmeğe uzanan emeği tel tel işliyor.
     Öğrenim gördüğü yıllardaki çobanlığını da yansıtıyor şiirlerinde Ayhan Çıkın. Çatalçam’ın doyumsuz doğasında, sarnıç sularından giderdiği susuzluğunu damla damla aktarıyor dizelerinde. Diyor ki “Çoban” şiirinde:

                             “bir yaz akşamında / çataldam’dan menteşe’lerin
                              ondördünde bir güzel yükselir / izler güneşin
                              iğne uçlu yapraklarda bıraktığı şarkıları
                              orda ne kızaran bir nehirdir akşam
                              ne de incecik ses veren bir sazdır
                              sarnıç sularında oynaşan yıldızlar
                              çatalçam’dan /  menteşelerin
                              ondördünde bir güzel gelir
                              oturur sularına sarnıcımın…”
     Bu söylenenler hep kırsalın, hep çilekeşin çektikleridir. Bir kıl çadırı vardır şairin.  Güttüğü keçilerin bile beğenmeyeceği kadar  bir çadırdır bu.

               “dokudum çadırımı yazdan / bilmem ne der keçilerim
             kaçmadı daha / kaçmadı ayazlanmamış dağlara
             asmalı bu oğlağı / kınalı kekliğini uçurdu avcıların
                kim gönderdi bu yabancıyı /  kim gönderdi dağlarıma
                              asmalı bu oğlağı / asmalı”

Çoban şiiri böyle bitiyor ama çileli şair Ayhan Çıkın’ın çilesi bir türlü bitmiyor.

     Yetmiş sekiz sayfadan oluşan  ve klasik Ayhan Çıkın şiirlerinden oluşan  ZAMAN ÇİÇEĞİ okunmaya ve önemsenmeye değer..
     Bu günlerde derman beklediği rahatsızlıktan kurtulur kurtulmaz koşusunu son hızla sürdüreceğine inandığımız Ayhan Çıkın bu ilk yapıtıyla gönlümüzde güller açtırdı. Gelecekteki Ayhan Çıkın şiirlerinden uçan halılar dokuyacağız, önlümüz gül bahçesi olacak. Bizleri yarı yolda bırakma Ayhan Çıkın.. Bir an önce kalk ayağa, al usta kalemini eline yaz, yaz, yaz...sağlık ve başarı, şiir ve duygu seninle olsun.
     Çıkın’ın dolu ve bol olsun









[1] Boyut, 26 Haziran 2003 ; Marmaris Postası, 26 Haziran 2003

DOST KİTAPLAR

Oğuz Tümbaş[1]

                                     T. Ayhan Çıkın: ZAMAN ÇİÇEĞİ

      Kırk yıla yaklaşan şairliğinin ürünlerinden oluşmuş bir ilk kitap Zaman Çiçeği…Ege’li bir şair; ayni zamanda okul yıllarında çobanlık, tütün işçiliği yapmış tarım alanında uzman bir bilim adamı.
     Ayhan Çıkın 60’lı ve 70’li yıllarda Ege Ekspres, Demokrat İzmir ve Yeni Asır gazetelerinin sanat-edebiyat sayfalarında yazarak başlamış şiire.Ardından Varlık,Hisar,Yansıma,İmece… gibi dergilerde sürdürmüş şiir eylemini.
     “Beni yazıyor Ayhan, seni, bizi yazıyor. Muğla’yı yazıyor, Ege’yi, Türkiye’yi yazıyor. Karasabanla sürerek toprağımızı. Yorulmadan, yılmadan. Irgatlığı gülüşle karşılayarak. Destekten çok köstekle karşılaşarak.” Diyor Şadan Gökovalı kitabın önsözünde.
     Ayhan Çıkın’ın şiirlerine yaşadığı çevre, çiçeği, kuşu, ağacı ve tüm toplumsal yaşamı ile yansır. Hüznün, kederin, acının yaşanmışlığı içinde, sevgiyi, umudu, sevinci, geleceğe duyulan güveni de eksik etmez. “Aha şurada / şuramda / göğsümün üstünde / eski türkülere inat / eski özgürlüklere inat / duruyor gün yirmidört saat / demir kelepçelerle / kuşatılmış sevinçlerim.”
     Çıkın kitabının son üç şiirini de bu dünyadan göçmüş üç insana adamış : İzmir’li şair Ali Rıza Ertan, Prof. Abdullah Kızılırmak ve Uğur Mumcu…”   “elbette açıklaması vardır bunun / ekonomik-sosyolojik ve politik / şiiri de karıştırdın diyecekler belki de / yaşamdan ayrı değil ki şiir / bir konserve kutusuyla ekonomi politikte.” (s. 76)
     Ayhan Çıkın kitabını üç bölüme ayırmış : Bir Yudum Yaşam, Bir Yudum Sevgi ve Bir Yudum Keder.
    
     Zaman Çiçeği, İzmir, 2000 /78 sayfa.





[1] Oğuz Tümbaş, İzmir İzmir Dergisi, Kasım – Aralık 2000, sayı: 26

Ertuğrul Oğuz


Sayın Ayhan ÇIKIN[1]

Yapıtınız “Zaman Çiçeği” için teşekkür ederim. Bana göre güçlü bir yapıtınız var. Şiirlerinizde anlam pekişmesinin yanı sıra vurgusu da çok güçlü :

               “siz bilmezsiniz beş kuruşsuzluğun ıstrabını
                bilemezsiniz parasız gezmeyi
                ve de en çok sevdiğinizi
                sevmedim demeyi.”

Bu dizeler bile kendi başına bir şiiri vurguluyor, yaşamdan bir çizgiyi.
Nice başarılar dileklerimle. Sağlıcakla kalın. Saygılarımla.

                                                                                                       Ertuğrul Oğuz
                                                                                                       Kdz. Ereğlisi



[1] Ertuğrul Oğuz, Kdz. Erğelisi, 20 Ekim 2001

HER ŞAİR BİRAZ YALNIZDIR


                                                                       Talat  KIRCAN[1]

     Yaşama zenginliği romancının, öykücünün ve benzerlerinin sanatını besler elbette. Çünkü düzyazı yazanlar yalnızca anılarıyla yaşayamaz, yazamaz. Bir gün anılar da bitince yazacak bir şey bulamaz çünkü. Ama şairler öyle değildir. Onun şiirini yalnızlık besler, büyütür. Kalabalıklar içinde bile her şair biraz yalnızdır, biraz kendine suçludur. Öyle olmasaydı içimizdeki kalabalığın ölümüne biz hiç ses çıkarmazken, onlar nasıl dile getirebilirlerdi.
     T.Ayhan  ÇIKIN, hem yaşama zenginliği olan, hem de yalnızlığı içinde taşıyan bir şair. Kırk yıllık birikiminin ürünlerini Zaman Çiçeği adı altında kitaplaştırmış.  ÇIKIN, köylülüğü, küçükkentliliği ve kentliliği yaşamış bir aydın. Hiçbirinden kopmamış, hepsini özümsemiş ve hepsinden ders çıkaracak bir şeyler bulmuş. Yaşadığı coğrafyanın şiirinin yazmış. Yaşadığı coğrafyadaki herkesin şiirinde kendinden bir şeyler bulmasını sağlamış böylece. Sanatçı toplumcu ise, böyle olması doğal zaten.

   D e ğ i ş m e y e n  ö z: İnsan sevgisi

     Şiirinin başlıca konularını çevre, toplum, barış, vefa, oluşturmakla birlikte, bütün bunların merkezine  insan sevgisini oturtmuş, savaşsız, barış içinde yaşayan insanların sevgisini. Geleceğe olan umudunu hiç yitirmemiş. Sevdasının yasını  tutarken bile, sevinçleri unutmamış. İncecik bir kuşun kanadında  bile onu taşıma becerisini gösterecek kadar :
      Şimdi bir kurşun atımı uzaklığında
      Kalakalan sevdamın yasını tutuyorum
      Sula ey dost!.. toprağını
      Yarına açacak çiçeklerin umudunu yaşıyorum
      Bir kuşun incecik kanadında
      Sevinçleri taşıyorum
     Ancak, gelecekte barış içinde yaşanacaksa üzerimize düşeni yapmalıyız elbette:
      Azığını akşamdan hazırla çocuğum
      Karınlarımız tok olarak çıkmalıyız yarışa
      Savaşlarla savaşarak varacağız barışa

     Eğer üzerimize düşeni yapmıyorsak, yakınmaya da hakkımız yoktur:
      Biraz yabancıysak güzel şeylere
      Uçuyorsa hüznün kuşları
      En güzel anında yaşamın
      Bendendir.

      Hakkımız yok çiçeklenmeye
      Tanımıyorsak kokusunu nergisin
      Rengini krizantemlerin
      Bendendir.

     Biçim kaygısı yoktur ÇIKIN’ın, özgürdür. Yüzyıllık Yalnızlığım ve sen gibi bazı şiirlerinde, okuyucuyu yoran bazı biçim sapmaları varsa da, genellikle içerik, biçime kurban edilmemiştir.

    Y a s a m a  t a n ı k l ı k  e t m e k

     İyi bir gözlemcidir, çevresini, çevresindekileri yazarken  somut yerleri, kişileri yazar. Nif Dağı’nı, Çatalkaya’yı, Fethiye Körfezi’ni, Ali Rıza Ertan’ı, Uğur Mumcu’yu yazar. Bu da onun şiirinin yaşama tanıklık ettiğini gösterir. Yaşamı sindire sindire gözlemler ve yansıtır. Güzele dosttur, sevgisizleri ise acımasız eleştirir :
      Daha dün bir… bugün iki
      Pantalonu delik bir çocuktunuz sokak ortalarında
      Çiçeklerin nasıl seviştiğini bile görmediniz
      Ne bileceksiniz aşkı siz
      Yağmur yağmur yağmadınız
      Rüzgar olup esmediniz
      Kar olup aşk gibi yapışmadınız
      Kristal olmadınız siz
-        Aşkı ne bilirsiniz- ?

     Elbette bir şairin tüm kişiliğini böyle bir yazı içinde verebilmek olanaklı değil. Onun içindir ki, şiiri seviyorsanız ve Zaman Çiçeği’ni  bir yerlerde görürseniz alın okuyun, 40 yıllık emeğin boşa verilmediğini göreceksiniz.



[1] Talat Kırcan, Hürriyet Ege, 05 Aralık 2000

ZAMAN ÇİÇEĞİ


                                                           A. Neyzar KARAHAN[1]
     “Bir  barış alanıdır gün günce
       açar kapılarını savaşlarla kan
       kanatlarında çığlıklarla uçar güvercin
       yağmurla açar güller ağacımda”

     T. Ayhan Çıkın, “Zaman Çiçeği” adlı şiir kitabını geçtiğimiz günlerde yayımladı. İlk şiirleri 1961’li  yıllardan bu yana  “Ege Ekspres”, “Gençlerle Başbaşa”, “Yeni Asır”, “Şiir demeti”, “Sabah Postası”, “Demokrat İzmir”, “Sanat Yaprağı”,  Fethiye’de “Beşkaza”, “Mendos”,  Muğla’da “”Güç”, “Ferayi”, “Damla”, “Milas Postası”, “Atatürkçü Yatağan”, “Boyut”, Bursa’da “Elif”, “Çatı”, “Otağ”, “Zeren”, “Minerva”, “Yansıma”, “Ortaklaşa”, “Dönemeç”, “Ege Sanat”, vb. pek çok gazete ve dergilerde şiir ve eleştiri  yazılarının  yanı sıra; bir bilim adamı olarak da, E.Ü. Z.F.  Tarım Ekonomisi dalında, “Çiftçi Örgütlenmesi ve tarımsal Kooperatifçilik” konusuyla  ülkemizin önde gelen  tarım ekonomisti olarak uzmanlaştı. Mesleği gereği yüzden fazla bilimsel yayınları dışında; “Genel Kooperatifçilik”, “Mikro Ekonomi”, “Kooperatifleşmenin Tarım İşletmelerine Ekonomik Etkileri”, “Kırsal Alanların Sanayileşmesi ve Kooperatifler”, “AB’de ve Türkiye’de Tarımsal Kooperatifçilik Hareketleri”, vd. yayınları bulunuyor. Ayrıca Fransız  Hükümeti tarafından “Fransız Tarım ve Gıda Kalite “ödülüne layık görüldü ve diğer ödüller onu izledi.
     Tuğhan Ayhan’ın bu ilk kitabı. Çıkın’ın şiirlerinde  kendine özgü organik bir bağ var. Bu da onu şiir işçiliğinde ve şiirin özünde karalı kılıyor. Şiir kimi zaman bir “yağmur sıkıntısı”dır onda…
               “bir rüzgarın kanadında
                çözül bulut çözül
                arı kuşlarının gagasında güneş
                kuzular baharı bir çay kenarında
                dukkuklar öter  balözlü çamlarda
                aşar yağmur sıkıntılı bulutlar
                bir kerkenez kanadında dağları”

     T. Ayhan Çıkın, şiirde anlamı ön planda tutar. Onun şiirinde gerçekçilik vardır. Şiiri kolaya almadan, ozanlık hırsına kapılmadan, gürültü yapmadan sesini duyurmak ister. “Bir Üniversite Anadolu” şiirinde, üniversite gençliğinin dramatik  gerilimini irdeler :

               “bana ufkunda karanfiller açan
                bir yer gerekli
                insanları yıldızları avuçlayan
                oyun bahçeleri çocuklarla dolu



[1] A. Neyzar KARAHAN , Gözlem Gazetesi, 31 Temmuz 2000

O DA ESKİ BİR ÇOBANDI*


     Ama, O başbakan olmadı, gitti profesör oldu, şair oldu.
     T.Ayhan Çıkın, son kitabı ile yine sanat gündemine oturdu.
     “Zaman Çiçeği” ozanımızın kırk yıla yaklaşan bir süreç içinde yayınlanmış ve yayınlanmamış şiirlerinden bir “seçki” demeti olarak elimizde…
     T. Ayhan Çıkın bir Yatağan çocuğu… İlkokulu köyünde, liseyi Muğla ve Aydın’da tamamladı; Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nin Tarım Ekonomisi dalından mezun oldu; ardından gelsin doçentlik ve profesörlük…
     Çıkın, çocukluk yıllarında çobanlık ve tütün işçiliği yaparak, eğitiminin masraflarını karşıladı.

                             ***

     Meslek dalında genel Kooperatifçilik, Kooperatifleşmenin tarım İşletmelerine Etkileri, Kırsal Alanların Sanayileşmesi, AB’de ve Türkiye’de Kooperatifçilik gibi kitaplarının  ve yüzlerce makalesinin yanı sıra, Çıkın’ın 60’lı yıllardan bu yana yazdığı şiirler Yeni Asır, Ege Ekspres, Demokrat İzmir gazetelerinde; Ferayi, Çatlı, Hisar, İmece, Minerva, Varlık, Yansıma, Dönemeç, Damla vb. dergilerinde yayınlandı.

                             ***

     Sevgili Şadan Gökovalı’nın  “Yozmamış bir Anadolu çocuğu, gerçek bir bilim adamı ve has bir şair” ; Okan Yüksel’in de “Susadığımız şiirlerin sahibi” diye nitelendirdiği Çıkın’ın son kitabından birkaç dize….

                             “Aha şuramda
                              şuramda
                              duruyor gün yirmidört saat
                              demir kelepçelerle
                              kuşatılmış şiirlerim”

* Erkin Usman, Yeni Asır Gazetesi, 21 Temmuz 2000


ZAMAN ÇİÇEĞİ*

Zaman nedir ? Hem  yaşar, hem sözcük olarak  kullanırız zamanı.
     Anlamını bilmesek de, güzel şeyler düşündürür bize zaman.
     Türkçe sözlük, bu kavramın 10’u aşkın tanımını veriyor. İlki şöyle :
     “Bir eylemin içinde geçtiği, geçeceği ya da geçmekte olduğu süre.”
     Bu sürenin belli bir parçasını da zaman deniyor. Sözcük; saptanmış olan an, çağ, mevsim, vb. anlamlarına geliyor.
     Türkçe olmasa da, dilimize arapçadan geçmiş  olsa da güzel şey zaman.
     Geldik, yazımızın ikinci sözcüğüne : çiçek.
     Bu da güzel şeyler düşündüren bir sözcük. Moğolca “çeçek”ten Türkçeleşmiş. Tanım için Türkçe sözlüğe başvuruyorum.
     “ 1. Bir bitkinin üreme organlarını taşıyan, çoğu güzel kokulu, renkli bölümü.
        2. Çiçek  açan kır ya da bahçe bitkisi.”
     Bu iki güzel sözcüğe bir üçüncüsünü daha ekleyelim : Şiir. Onun tanımını sözlükten değil bir şairden alalım.
     Günümüzden 2 bin 600 yüz yıl önce Lesbos’ta, bugünkü Midilli’de yaşamış olan tarihin ilk ve en büyük şairi Sappho (Safo) diyor ki :
     “Aşk çiçeğidir şiir. Onu sevmeyenler sevilmeyecektir.”
     Yazımın başlığı, daha mürekkebi kurumamış bir şiir kitabının adı. Şairi, Prof. Dr. T. Ayhan Çıkın.
     Ayhan, 1946 yılında Muğla’nın Yatağan ilçesinin bir dağ köyü olan Cazkırlar’da dünyaya gözlerini açtı. Çobanlık yaparak, tütün tarlalarında çalışarak okudu, 1967 yılında Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi’ni bitirdi. 1988 yılında profesörlüğe yükseldi. Çiftçi örgütlenmesi ve tarımsal kooperatifçilik  alanında uzmanlaştı, bir çok bilimsel yayına imza attı.
     Şiire çocukluk yıllarında başlayan Ayhan  Çıkın, 1960’lı yıllarda yazdıklarını yayınlamağa başladı. Şiirleri Ege Ekspres, demokrat İzmir, Yeni Asır gibi gazetelerde; Ferayi, Mendos, Varlık, Hisar, İmece, Dönemeç, Ortaklaşa vb. dergilerde görüldü.
     Şairimiz, yaklaşık kırk yılın birikimini “Zaman Çiçeği”  adlı kitabında topladı. Ben bunlara yozmamış bir Anadolu çocuğu olan Ayhan’ın kırlardan devşirdiği bir tutam çiçek diyorum.
     Kendisi, “Siz bilemezsiniz beş kuruşsuzluğun ıstırabını”  derken, çocukluğundan bu yana yaşadığı sıkıntıları dile getiriyor usulca.
     Bir yandan da öncü davranışlara karşı çıkılmasını hazin bir ironi ile eleştitiriyor:
               “asmalı bu oğlağı asmalı
                kınalı kekliğini  uçurdu avcıların
                ………………..
                asmalı bu oğlağı asmalı.”

     Kapağını Prof. Dr. Ercan Kızılay’ın hazırladığı 80 sayfalık “Zaman Çiçeği” şu 3 bölümden oluşuyor : “Bir Yudum Yaşam” , “Bir Yudum Sevgi” , “Bir Yudum Keder”.

     Şu anda rahatsız olduğunu öğrendiğim T.Ayhan Çıkın’a acil şifalar diliyor, geçmiş olsun çiçeği yerine bir şiirini sunuyorum:

                              GÜNAYDUN AYIŞIĞI

                              Karşıdaki dağlarda
                              ağaçlar var
                              saçlarını geceye uzatmış
                              güneş şarkılarını asmış çiçeklere.

                              Karşıki dağların eteklerinde
                              kapılarını güneşe kapatmış
                              insanlar var
                              ağıtlarını ay ışığında
                              dağ koyaklarına bırakmış.

                              Günaydın ayışığı
                              sen ki bir koyda
                              uyuyorsun
                              bir masal kızı gibi
                              sularda.
               ----------
*Şadan  Gökovalı, Milliyet Ege,  Mayıs 2000

                                            

ÇIKIN’DAN ŞİİRLER

“Asmalı bu oğlağı asmalı
Kınalı kekliğini uçurdu avcıların

T. Ayhan ÇIKIN, yozmamış bir Anadolu çocuğu, gerçek bir bilim adamı ve has bir şair. Bu “ÇIKIN”dan trilyonlar çıkacak değil a, çıksa çıksa yufka, çökelek ve  böylesi şiirler çıkar. İlk şiirlerini Ege Ekspres Gazetesinde ben yayınlamıştım[1].
Kimi dostlar, kitaplarını önsöz yazmamı, dahası kitaba ad koymamı isterler. Sevinerek, övünerek yaparım. T. Ayhan’da elinizdeki kitabın özgününü elime verdi. Adını da “Bir Üniversite Anadolu” demişti. Ben kitabın içerdiği çiçeklerden birini sökmeden, koparmadan ad olarak sundum Ayhan’a : “Zaman Çiçeği”.
Kitap T. Ayhan ÇIKIN’ın 35 yıllık şiir serüvenini retrospektif olarak sunuyor bize.  Anadolu toprağında, T. Ayhan’ın, usta elleriyle dikip suladığı çiçekler. Kimi kır dikeni, çakır diken, kimi ekşin (kültür) çiçeği.
“Zaman Çiçeği”, T. Ayhan’ın şiire tam ve kesin dönüş yaptığını muştuluyor bize:
“Aha şurada
şuramda
……………
duruyor gün yirmidört saat
demir kelepçelerle
kuşatılmış sevinçlerim.”
Beni yazıyor Ayhan,  seni yazıyor, bizi yazıyor.  Muğla’yı yazıyor, Ege’yi, Türkiye’yi yazıyor. Karasabanla sürerek toprağımızı. Yorulmadan, yılmadan. Irgatlığı gülüşle karşılayarak. Destekten çok köstekle karşılaşarak.
Varettiklerinde sıvazlama eksik belki. Belgi dolgu dizeleri ve noktalama imleri fazla. Şiir, kompozisyon ödevi değil  çünkü. Yürümekle dans etmek arasındaki kadar fark var düz yazı ile şiir arasında.
Zaman usta ayıklayacak ÇIKIN’dan çıkanların fazlalıklarını.
Şiir yolun açık olsun Ayhan kardeş.
Şadan GÖKOVALI



[1] Şadan Gökovalı’nın T. Ayhan ÇIKIN’ın “Zaman Çiçeği” kitabına yazdığı önsöz. 2000, İzmir.