31 Mayıs 2013 Cuma

ZAMAN ÇİÇEĞİ*

Zaman nedir ? Hem  yaşar, hem sözcük olarak  kullanırız zamanı.
     Anlamını bilmesek de, güzel şeyler düşündürür bize zaman.
     Türkçe sözlük, bu kavramın 10’u aşkın tanımını veriyor. İlki şöyle :
     “Bir eylemin içinde geçtiği, geçeceği ya da geçmekte olduğu süre.”
     Bu sürenin belli bir parçasını da zaman deniyor. Sözcük; saptanmış olan an, çağ, mevsim, vb. anlamlarına geliyor.
     Türkçe olmasa da, dilimize arapçadan geçmiş  olsa da güzel şey zaman.
     Geldik, yazımızın ikinci sözcüğüne : çiçek.
     Bu da güzel şeyler düşündüren bir sözcük. Moğolca “çeçek”ten Türkçeleşmiş. Tanım için Türkçe sözlüğe başvuruyorum.
     “ 1. Bir bitkinin üreme organlarını taşıyan, çoğu güzel kokulu, renkli bölümü.
        2. Çiçek  açan kır ya da bahçe bitkisi.”
     Bu iki güzel sözcüğe bir üçüncüsünü daha ekleyelim : Şiir. Onun tanımını sözlükten değil bir şairden alalım.
     Günümüzden 2 bin 600 yüz yıl önce Lesbos’ta, bugünkü Midilli’de yaşamış olan tarihin ilk ve en büyük şairi Sappho (Safo) diyor ki :
     “Aşk çiçeğidir şiir. Onu sevmeyenler sevilmeyecektir.”
     Yazımın başlığı, daha mürekkebi kurumamış bir şiir kitabının adı. Şairi, Prof. Dr. T. Ayhan Çıkın.
     Ayhan, 1946 yılında Muğla’nın Yatağan ilçesinin bir dağ köyü olan Cazkırlar’da dünyaya gözlerini açtı. Çobanlık yaparak, tütün tarlalarında çalışarak okudu, 1967 yılında Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi’ni bitirdi. 1988 yılında profesörlüğe yükseldi. Çiftçi örgütlenmesi ve tarımsal kooperatifçilik  alanında uzmanlaştı, bir çok bilimsel yayına imza attı.
     Şiire çocukluk yıllarında başlayan Ayhan  Çıkın, 1960’lı yıllarda yazdıklarını yayınlamağa başladı. Şiirleri Ege Ekspres, demokrat İzmir, Yeni Asır gibi gazetelerde; Ferayi, Mendos, Varlık, Hisar, İmece, Dönemeç, Ortaklaşa vb. dergilerde görüldü.
     Şairimiz, yaklaşık kırk yılın birikimini “Zaman Çiçeği”  adlı kitabında topladı. Ben bunlara yozmamış bir Anadolu çocuğu olan Ayhan’ın kırlardan devşirdiği bir tutam çiçek diyorum.
     Kendisi, “Siz bilemezsiniz beş kuruşsuzluğun ıstırabını”  derken, çocukluğundan bu yana yaşadığı sıkıntıları dile getiriyor usulca.
     Bir yandan da öncü davranışlara karşı çıkılmasını hazin bir ironi ile eleştitiriyor:
               “asmalı bu oğlağı asmalı
                kınalı kekliğini  uçurdu avcıların
                ………………..
                asmalı bu oğlağı asmalı.”

     Kapağını Prof. Dr. Ercan Kızılay’ın hazırladığı 80 sayfalık “Zaman Çiçeği” şu 3 bölümden oluşuyor : “Bir Yudum Yaşam” , “Bir Yudum Sevgi” , “Bir Yudum Keder”.

     Şu anda rahatsız olduğunu öğrendiğim T.Ayhan Çıkın’a acil şifalar diliyor, geçmiş olsun çiçeği yerine bir şiirini sunuyorum:

                              GÜNAYDUN AYIŞIĞI

                              Karşıdaki dağlarda
                              ağaçlar var
                              saçlarını geceye uzatmış
                              güneş şarkılarını asmış çiçeklere.

                              Karşıki dağların eteklerinde
                              kapılarını güneşe kapatmış
                              insanlar var
                              ağıtlarını ay ışığında
                              dağ koyaklarına bırakmış.

                              Günaydın ayışığı
                              sen ki bir koyda
                              uyuyorsun
                              bir masal kızı gibi
                              sularda.
               ----------
*Şadan  Gökovalı, Milliyet Ege,  Mayıs 2000

                                            

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder