19 Temmuz 2016 Salı

YENİDEN ŞİİR…NEDEN ŞİİR ? 09: Şiirin iki can yoldaşı: HAYAL VE RÜYA


"Gece, Leyla'yı ayin on dördü,
Koyda, tenha, yıkanırken gördü.

"Kız, vücudun ne güzel böyle açık!..
Kız, yakından göreyim sahile çık!.."

Yahya Kemal

*
Şiir ve hayal, özgür içgüdüsel enerjiyi, imgeler teşkil etmek için kullanır.  Hayallerin kıyısına ulaşıldığında ? eğer ulaşılırsa- modern şiiri anlamak kolaylaşır. Eğer hayaller bazen soyut (zırva) görünüyorsa, ozan onun gizli anlamları üzerinde yoğunlaşabilir. Ozan ve hayalleri, ayni imge içinde  pek çok düşünceyi bir arada toplayarak, içgüdüsel bir süreç içinde üretir. Pek çok anlamı olan bir imge, daha çok heyecanı, coşkuyu içerir.
Şiirdeki gibi, hayal içinde de imgeler, biri diğerini çözerken, birbirleriyle zincir halkaları şeklinde kuvvetli olarak bağlanabilirler. Gece gördüğümüz rüyaları, sabahleyin bir daha gözden geçirdiğimiz zaman,  düşünce birliklerinin zincirlerini çözmeyi denemede canlılık sağlarlar.  Zira rüyalar,  düş gören vücudumuzun içinden kök alırlar. Biz  belleğimizin bilinçli ve bilinçsiz  içeriği ile rüyalarımızı oluştururuz. Uyusak ta uyumasak ta , rüyalarımızın ana maddeleri uzun süredir vücudumuzdadır. Hepsi birbiriyle karma karışık. Fakat bazı kez imgeler uyarıcı olurlar. Freud'a göre, önsezilerimizin bazıları içimizde gizlenmişlerdir.

MASAL

Beni hatırla
Tanımadığım gecelerden yazdım sana
Hiç söylenmemiş sözler söyledim
En yorgun gecelerimde
Akdeniz sularında yıkadım
Dipdiri ay ışığı tanıklığında
Güzelliğini resimledim
Yakamozlarda

*
Sabah yelleriyle
Kuş şarkılarında uyandırdım
Sıcacık göğsüne yaslandım
Hiç yaşamadığın geceleri
Bir anı olarak bıraktım
Akdeniz suları kadar
Ayrılıklar bıraktım
Vedalar bıraktım sana
Ne bulmak istersen bir masalda
Hiç yaşayamadığın
Kızılötesi ışınlarda
Işık yılları kadar uzakta
yaşanmamış
Aşklar
Sevdalar
Bıraktım
Beni hatırla

T. Ayhan ÇIKIN
*
Rüya gibi şiir de, bizim içimizde kalan gizli seslere söz verir. Görgümüzü, eğitimimizi saklayan, deneyendir onlar. Hayal, ozanın belleğinden başlayarak imgeleri oluşturur. Kökleri uyuyan vücuttaki  rüya gibi, ozanın vücudunda ve yaşamının derinliklerinde saklıdır.
Uykuda gerçekle ilişkisini kesmiş durumdaki ozan , rüyada kendisini gerçekle sıkı sıkı temas halinde bulabilir. Bachelard[1]'ın dediği gibi,  "şair gerçekler üzerinde düş kurar, şiirini ?bir rüya (hayal) olarak değil ? gerçek bir tema üzerinde sunar".
Taç


[1] Gaston Bachelard (1884- 1962) . Ekim 1919'da ortaöğretim kadrosunda yer aldı, 1922 yılında felsefe, 1927 yılında da Sorbonne'da edebiyat doktoru ünvanını aldı. 1930 yılında Dijon Edebiyat Fakültesi'nde felsefe profesörlüğüne başladı. 1940 yılında ise on dört yıl boyunca profesör olarak yer alacağı Sorbonne Bilim Felsefesi ve Tarihi Kürsüsü'ne girdi . Modern bilim ve bilinç konularına eğilmişti. işte sonra gittikçe eserleri şiirselleşti. "Mekanın Poetikası"nın yazarı.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder