"Gece, Leyla'yı ayin on dördü,
Koyda, tenha, yıkanırken gördü.
"Kız, vücudun ne güzel böyle açık!..
Kız, yakından göreyim sahile çık!.."
Yahya Kemal
*
Şiir ve hayal, özgür içgüdüsel enerjiyi, imgeler teşkil etmek için
kullanır. Hayallerin kıyısına ulaşıldığında ? eğer ulaşılırsa- modern şiiri anlamak kolaylaşır. Eğer
hayaller bazen soyut (zırva) görünüyorsa, ozan onun gizli anlamları üzerinde
yoğunlaşabilir. Ozan ve hayalleri, ayni imge içinde pek çok düşünceyi bir
arada toplayarak, içgüdüsel bir süreç içinde üretir. Pek çok anlamı olan bir
imge, daha çok heyecanı, coşkuyu içerir.
Şiirdeki gibi, hayal içinde de imgeler, biri diğerini çözerken,
birbirleriyle zincir halkaları şeklinde kuvvetli olarak bağlanabilirler. Gece
gördüğümüz rüyaları, sabahleyin bir daha gözden geçirdiğimiz zaman,
düşünce birliklerinin zincirlerini çözmeyi denemede canlılık sağlarlar.
Zira rüyalar, düş gören vücudumuzun içinden kök alırlar. Biz
belleğimizin bilinçli ve bilinçsiz içeriği ile rüyalarımızı oluştururuz.
Uyusak ta uyumasak ta , rüyalarımızın ana maddeleri uzun süredir
vücudumuzdadır. Hepsi birbiriyle karma karışık. Fakat bazı kez imgeler uyarıcı
olurlar. Freud'a göre, önsezilerimizin bazıları içimizde gizlenmişlerdir.
MASAL
Beni hatırla
Tanımadığım gecelerden yazdım sana
Hiç söylenmemiş sözler söyledim
En yorgun gecelerimde
Akdeniz sularında yıkadım
Dipdiri ay ışığı tanıklığında
Güzelliğini resimledim
Yakamozlarda
*
Sabah yelleriyle
Kuş şarkılarında uyandırdım
Sıcacık göğsüne yaslandım
Hiç yaşamadığın geceleri
Bir anı olarak bıraktım
Akdeniz suları kadar
Ayrılıklar bıraktım
Vedalar bıraktım sana
Ne bulmak istersen bir masalda
Hiç yaşayamadığın
Kızılötesi ışınlarda
Işık yılları kadar uzakta
yaşanmamış
Aşklar
Sevdalar
Bıraktım
Beni hatırla
T. Ayhan ÇIKIN
*
Rüya gibi şiir de, bizim içimizde kalan gizli seslere söz verir. Görgümüzü,
eğitimimizi saklayan, deneyendir onlar. Hayal, ozanın belleğinden başlayarak
imgeleri oluşturur. Kökleri uyuyan vücuttaki rüya gibi, ozanın vücudunda
ve yaşamının derinliklerinde saklıdır.
Uykuda gerçekle ilişkisini kesmiş durumdaki ozan , rüyada kendisini
gerçekle sıkı sıkı temas halinde bulabilir. Bachelard[1]'ın dediği gibi,
"şair gerçekler üzerinde düş kurar, şiirini ?bir rüya (hayal) olarak
değil ? gerçek bir tema üzerinde sunar".
Taç
[1] Gaston Bachelard
(1884- 1962) . Ekim 1919'da ortaöğretim kadrosunda yer aldı, 1922 yılında
felsefe, 1927 yılında da Sorbonne'da edebiyat doktoru ünvanını aldı. 1930
yılında Dijon Edebiyat Fakültesi'nde felsefe profesörlüğüne başladı. 1940
yılında ise on dört yıl boyunca profesör olarak yer alacağı Sorbonne Bilim
Felsefesi ve Tarihi Kürsüsü'ne girdi . Modern bilim ve bilinç konularına
eğilmişti. işte sonra gittikçe eserleri şiirselleşti. "Mekanın
Poetikası"nın yazarı.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder