Resim ve
diğer sanatlar gibi şiir de yüzyıllar boyunca gelişimini sürdürmüştür. Şiir
önce, insan belleğinde geçmişten geleceğe taşındı. Dilin özel bir şekli,
ağızdan ağıza dolaşan şiirin belleğinde korunmuş, ya da önemli metinlerin
kuşaktan kuşağa aktarılmasında şiir dilin belleği olmuştur. Gerçekten de,
şiirde seslerin, uyağın, ritmin yinelenmesi sözcüklerin ruhta kalıcı ve etkili
olmasını sağlar. Şiir, düz yazı metnine göre, poetik metnin
bellekte tutulmasını kolaylaştırır.
Tüm dünya dinlerinin kutsal metinlerinin poetik bir dile
sahip olmalarının nedeni de şiirin bu özelliğidir. Dualar nasıl ise,
dinsel ritüellerin kalıplaşmış anlatımları, iş türküleri (heyamolalar),
destansı söylemler de aynı biçimde anlatılırlar. (Örneğin Homeros'un İlyada ve
Odysseia'sı ile Türklerin Dede Korkut Destanı, Nazım Hikmet'in Kuva-yi Milliye
Destanı, vb.)
Şiir tarzının imgeleme gücü , öncelikle bir kuşaktan
diğerine temel bilgilerin taşınmasında, insanların belleğine yardım eden eşik
araç olmuştur. Çünkü, insanlık tarihindeki önemli metinler ağız yoluyla sözel
olarak taşındığından, onlar arkaik bir dil içinde kaybolmamışlardır.
Onlar bugün çağdaşlaşmışlardır.
Yazı dilinin tersine, konuşma dili, sözün canlılığını korur.
Sürekli kendi küllerinden yeniden doğan anka kuşu biçiminde simgeleşir.
KRAL-SU
..
Aşk bir
kraldır ayaklarımızda
bir promete gibi çakılıyız
/doruklarında dağların/
kralın parmakları çoğul
darağacı boyunlarda
vur cellat başı
/boyunlar baştan aşağı.
al-kızıl./
*
Kralların dudakları
/suuuu!...
diye inler çağlar boyu
içmiştir suları
yüzyılların kuru kafalı
kralları./
T. Ayhan ÇIKIN

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder